Geçmiş depremlerin bilançosu
Büyüklük neden can kaybını neredeyse hiç öngörmez, rakamlar kaynaktan kaynağa neden değişir ve felaketten felakete ne tekrarlanır.
Rakamlar ve neden farklı oldukları
Büyük bir depremde can kaybı ölçülmüş bir değer değil, yıllarca güncellenen bir tahmindir. Kaynaklar arasındaki farklar olağandır ve açıklanabilir: kimi hiç bulunamaz, kimi kayıtsız yaşıyordu, kimi yaralarından sonra öldü ve başka bir istatistiğe girdi; çatışma bölgelerinde ise sayımı farklı taraflar farklı kurallarla yapar.
Bu yüzden aşağıda büyüklük mertebelerini, tahminin kime ait olduğunu belirterek veriyoruz; kesin sayıyı biliyormuş gibi yapmıyoruz. Tahminlerin kat kat ayrıştığı yerlerde bunu açıkça söylüyoruz — bu da tablonun önemli bir parçası.
Aşağıdaki tüm sayılar, yazıldığı tarih itibarıyla yuvarlanmış resmî ya da yaygın olarak alıntılanan tahminlerdir. Güncellenirler ve bazı olaylar için tartışmalıdır. Resmî her amaç için ulusal kurumların (Türkiye'de AFAD) ve ilgili bilimsel kuruluşların verilerini kullanın.
6 Şubat 2023, Kahramanmaraş
Dokuz saat arayla 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde iki deprem. İlki yerel saatle 04:17'de, insanlar evlerinde uyurken oldu. Türkiye'de on bir il, Suriye'de beş vilayet etkilendi.
Resmî can kaybı: Türkiye'de 53.537. Suriye'de hükümet denetimindeki bölgelerde 1.414, muhalefet denetimindeki bölgelerde 4.537. Toplamda yaklaşık 59.500 — bu, olayı 1970'ten bu yana en ölümcül deprem yapıyor.
Yıkım, tümüyle çöken ya da yıkılması gereken yüz binlerce binayla ölçülüyor. Deprem dayanımı yazısında anlatılan mekanizmalar burada kitlesel olarak görüldü: yumuşak zemin katlar, yetersiz enine donatı, düşük beton kalitesi, sonradan kat eklenmiş ve tadil edilmiş binalar.
İki koşul sonuçları ağırlaştırdı. Saat — insanlar çıkmaya fırsat bulamadan evlerinin içinde enkaz altında kaldı. Ve şubat soğuğu: hipotermi, enkaz altındaki birinin canlı çıkarılabileceği süreyi kısaltır.
17 Ağustos 1999, İzmit
Kuzey Anadolu Fayı üzerinde, yaklaşık 7,4 büyüklüğünde, gece 03:02'de, Marmara'nın yoğun nüfuslu sanayi bölgesinde. Resmî can kaybı 17 bini aşıyor; kayıpları da içeren tahminler daha yüksek. Aynı yılın kasımında Düzce depremi yüzlerce can daha ekledi.
Türkiye için bu, yalnızca kaybın ölçeğiyle değil, dönüm noktası oldu. Ardından yönetmelikler köklü biçimde gözden geçirildi ve yapı denetim sistemi yeniden kuruldu. Bugün zorunlu sayılanların çoğu o döneme dayanır.
2023'ün acı dersi şu: yönetmelikler ancak uyulduğu yerde işler. Çöken binalar arasında reformdan sonra yapılmış olanlar da vardı.
Büyüklük, can kaybını neredeyse hiç öngörmez
Felaketleri karşılaştırınca çıkan temel sonuç budur ve sezgiye terstir. 11 Mart 2011'deki Japonya depreminin büyüklüğü yaklaşık 9,0'du — 8 büyüklüğündeki bir depremin otuz katı, 7'nin ise binlerce katı enerji. Yaklaşık 20 bin kişi öldü ya da kayboldu ve ezici çoğunluk enkaz altında değil, boğularak.
12 Ocak 2010'daki Haiti depreminin büyüklüğü yaklaşık 7,0'ydı — kıyaslanamayacak kadar az enerji. Can kaybı tahminleri, kaynağa ve yönteme göre birkaç on binden üç yüz binin üzerine kadar değişiyor. Alt sınırıyla bile bu, çok daha büyük bir depremde Japonya'nın kaybının kat kat üstünde.
Farkı sismoloji değil; yapı kalitesi, nüfus yoğunluğu, saat, arama kurtarma hazırlığı ve tsunami ya da yangın gibi ikincil bir etkenin varlığı açıklar. Büyüklük, yer kabuğundaki bir olayı anlatır. Can kaybı ise o olayla karşılaşan toplumu.
Çökme öldürmediğinde ne öldürür
Tsunami. 2011'de Japonya'da ölenlerin ezici çoğunluğu ezilerek değil boğularak öldü. 2004'te Hint Okyanusu'nda da öyle: Sumatra açıklarındaki yaklaşık 9,1 büyüklüğündeki deprem, on dört ülkede 230 bin civarında cana mal olan bir dalga yarattı — çoğu merkez üssünden yüzlerce, binlerce kilometre uzakta.
Yangın. 1995'te Kobe'de, yaklaşık 6,9 büyüklük ve 6.400 dolayında ölüyle, yıkımın önemli bir bölümü su şebekesi koptuğu için söndürülemeyen, yoğun ahşap dokudaki yangınlardan geldi. 1923'teki tarihi Tokyo depremi de sarsıntıdan çok ateş fırtınasıyla hatırlanır.
Heyelan ve sıvılaşma. Dağlık bölgelerde kaymalar bütün yerleşimleri gömer; gevşek ve suya doygun zeminlerde ise binalar yapısal olarak sağlam kalarak bütün halinde devrilir.
Okur için pratik sonuç: tehdit listesi "bina çökebilir" ile bitmiyor. Deniz kıyısında yaşıyorsanız tsunamiyi, yoğun dokuda yangını, dağlık yerde heyelanı hesaba katın.
Günün saati sanılandan çok belirler
Gece depremleri, diğer koşullar eşitken gündüz olanlardan ölümcüldür: insanlar konutlardadır ve konut stoku genellikle kamu binalarından zayıftır; uykudadırlar ve uyanmak saniye götürür; karanlıkta ve ayakkabısız kalırlar.
Kahramanmaraş 04:17'de, İzmit 03:02'de — Türkiye'nin en ağır iki olayı da gecenin bir yarısına denk geldi. Bu, neden anlamında bir rastlantı; sonuç anlamında ise bir örüntü.
Gündüz depremleri kayıpları yeniden dağıtır: sokakta düşen kaplamalardan, okullarda ve iş yerlerinde daha çok can kaybı olur. Okul tatbikatlarının önemi de buradan gelir — onlar gündüz senaryosunda işler.
Felaketten felakete ne tekrarlanır
Farklı ülkelerdeki farklı depremlerin incelemeleri şaşırtıcı ölçüde benzer neden listelerine varır. Dükkân ve otopark için yumuşak zemin katlar. Kolonlarda yetersiz ya da yanlış düzenlenmiş enine donatı. Düşük kaliteli beton ve kirli agrega. Projeye aykırı eklenen katlar. Taşıyıcıyı etkileyen kaçak tadilatlar. Komşu binalar arasında derz olmaması.
Bu listede mühendisler için yeni olan neredeyse hiçbir şey yok. En rahatsız edici kısmı da bu: felaketler bilimin bilmediği olguları nadiren ortaya çıkarır. Bilinenin uygulanmadığını ortaya çıkarırlar.
- Yumuşak zemin kat — apartmanların en yaygın çökme mekanizması.
- Yetersiz enine donatı ve yanlış kıvrılmış etriyeler.
- Düşük sınıf beton, kirli agrega, kötü sıkıştırma.
- Hesaba hiç girmemiş eklenen katlar ve tadilatlar.
- Kurtarılanların şansını azaltan gece saati ve soğuk mevsim.
Ekonomik hasarla can kaybı neden doğrudan bağlantılı değil
Zengin bir ülkedeki deprem genellikle görece az can kaybıyla muazzam ekonomik hasar üretir: pahalı varlıklar yıkılır ama insanlar hayatta kalır. Yoksul ülkede tablo tersine döner — maddi kayıp mutlak olarak daha küçük, can kaybı kat kat büyüktür.
Bu doğrudan, ölümlülüğü asıl belirleyenden çıkar: sarsıntının şiddeti değil, yapı stoku ve devletin hızlı müdahale kapasitesi. Buradan her ülke için rahatsız edici bir sonuç doğar: yönetmeliklere, denetime ve mevcut binaların güçlendirilmesine harcanan para, önceden hesaplanmış insan hayatı bedelidir.
Haberlerde karşılaşacağınız rakamlar nasıl okunur
Olaydan sonraki ilk saatlerde can kaybı her zaman eksik sayılır: yalnızca bulunanlar doğrulanır. Hafta boyunca rakamın yükselmesi felaketin ağırlaştığı anlamına gelmez — enkazın kaldırıldığı anlamına gelir.
Sonra rakamın oturduğu ama kayıpların kaldığı bir evre gelir. Onların akıbeti aylar alabilir ve nihai sayı, kaynağın kayıpları toplama dahil edip etmediğine bağlıdır.
Nihayet, yıllar sonra, Haiti'de olduğu gibi bazen resmî olanlardan kat kat farklı araştırma tahminleri çıkar. Tek bir olay için farklı sayılarla karşılaştığınızda tahminin tarihine, kimin yaptığına ve kayıpların dahil olup olmadığına bakın. Farkı genellikle kötü niyet değil, bunlar açıklar.
Bunu okumak neden gerekli
İstatistik için değil. Mesele şu: bu yazıdaki neredeyse her büyük rakam, önceden bilinen somut nedenlere ayrışıyor — nasıl inşa edildiği, saat kaçta olduğu, sığınacak yer olup olmadığı, insanlara zamanında ulaşılıp ulaşılmadığı.
Bunların hepsini tek bir kişi denetleyemez — ama herkes bir kısmını denetler. Nerede ve hangi binada oturduğunuzu. Dolabınızın sabitli olup olmadığını. Ailenizin nerede buluşacağını bilip bilmediğini. Uzun süredir sıkışmış birinin öylece çekilip çıkarılmaması gerektiğini bilip bilmediğinizi.
Bu bölümdeki diğer yazıların böyle yazılmış olmasının nedeni budur. Yukarıdaki rakamlar, onları sonradan değil önceden okumak için bir gerekçedir.
Bu yazı nasıl hazırlandı
- 6 Şubat 2023 depremlerine ilişkin veriler resmî bildirimlere dayanır: Türkiye'de 53.537, Suriye'nin iki kesiminde 1.414 ve 4.537, toplamda yaklaşık 59.500 can kaybı; büyüklükler 7,7 ve 7,6, yerel saatle 04:17.
- Türkiye'de 1999, Japonya'da 2011, Hint Okyanusu'nda 2004, Kobe'de 1995 ve Haiti'de 2010 olaylarına ait sayılar, yaygın olarak alıntılanan yuvarlanmış tahminler olarak verilmiştir; Haiti'deki aralık bilinçli olarak belirtilmiştir, çünkü resmî ve akademik rakamlar kat kat ayrışır.
- Büyüklüğün can kaybıyla zayıf ilişkili olduğu ve yapı stokunun belirleyici olduğu sonucu, deprem sonrası incelemelerde tutarlı biçimde yinelenen bir genellemedir.
- Bu yazı tarafımızca kaleme alınmıştır; herhangi bir tek belgenin çevirisi ya da yeniden anlatımı değildir.
Sorumluluk reddi
Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Kamuya açık sivil savunma önerilerinden, sismoloji kuruluşlarının yayınlarından ve alan yazınından derlenmiş, yeniden işlenerek kendi sözlerimizle yazılmıştır. Resmî bir talimat, bir mevzuat metni ya da tartışmasız bir doğru değildir.
Bağımsız kaynakların üzerinde uzlaştığı bilgilere dayanmaya çalıştık; ülkeye, yerel kurallara veya belirli bir binaya bağlı olan her şeyi metinde ayrıca işaretledik. Önerilerin zaman içinde değiştiği yerlerde bunun nedenini açıkladık. Ancak hiç kimsenin koşullarını — binanın yapısını, katı, sağlık durumunu, çevresini — bilemeyiz ve herkese uyan tek bir doğru yanıt yoktur.
Bu metne dayanarak alınan kararlardan ve sonuçlarından sorumlu değiliz. Acil durumda acil servislerin talimatlarına uyun: Türkiye'de tek numara 112'dir, depremlerle AFAD ilgilenir. Bir depreme ilişkin resmî açıklamayı bu site değil AFAD yapar.
Metinde bir hata veya yanlışlık bulursanız bize yazın, düzeltelim. İletişim bilgileri ayrı bir sayfadadır. İletişim